Üvey Annem Tatilde Karşımda Bikinisini Değiştiriyor
Güneşin altında, denizin tuzlu kokusu burnumuzu doldururken, her şey birdenbire çok daha hafif, çok daha eğlenceli görünüyordu. Plajın sıcak kumu ayaklarımızın altında yumuşacık, dalgaların ritmik sesi kulaklarımızda bir ninni gibi yankılanıyordu. “Eğleneceğiz bugün, o kadar eminim ki,” dedim gülümseyerek, gözlerimin içine bakarken. “Baban burada değil, bizi kısıtlayacak, ‘yapma, etme’ diyecek kimse yok. Sadece sen ve ben, özgürüz. Üvey annen hâlâ nasıl parti yapılacağını biliyor, merak etme. Yıllar geçse de o içimdeki ateş sönmedi, tam tersine daha da alevlendi.” Elimi omzuna koydum, hafifçe sıktım, seni rahatlatmak ister gibi. Gözlerindeki o kararsızlığı, utangaçlığı fark ettim ama aynı zamanda minik bir heyecan kıvılcımı da gördüm. “Hadi ama, korkma,” diye fısıldadım kulağına eğilerek. “Bugün her şey senin için olacak. Plaj bizim, zaman bizim, kurallar da bizim.” Bikini dolabının önünde durduk, renk renk parçaları tek tek çıkardım. Kırmızı olanı elime aldım, aynanın karşısında bedenime tuttum. “Bu nasıl? Vücudumu sarıyor, değil mi? Göğüslerimi kaldırıyor, kalçalarımı vurguluyor… Sen ne dersin, hangisi daha ateşli duruyor?” Senin yüzünün kızardığını görünce kahkaha attım. “Ah tatlım, utanma artık. Biliyorum, bakışların üzerimde geziniyor. Hoşuna gidiyor, değil mi? O bakışlarda saklanan arzuyu görüyorum.” Sonunda siyah, derin dekolteli, yanları ince bağcıklı olanı seçtim. “Evet, bu olacak,” dedim kararlı bir sesle. “Şimdi sıra sende. Hadi, mayo dolabına gidelim. Senin de vücudunu göstermenin vakti geldi.” Seni elimden tutup çektim, odanın diğer ucuna. Dolabı açtım, içinden birkaç parça çıkardım. “Bak, şu mavi olan sana çok yakışır. Vücudun atletik, omuzların geniş… Denizde yürürken herkes dönüp bakacak sana.” Bir yandan konuşurken bir yandan da tişörtünü sıyırmana yardım ettim. Parmaklarım tenine değdiğinde hafifçe titrediğini hissettim. “Rahat ol,” dedim yumuşak bir sesle. “Burada sadece ikimiz varız. Kimse bizi yargılamayacak. Babanın kuralları burada geçersiz.” Mayonu giymene yardım ederken göz göze geldik. “Görüyorsun ya, her şey çok doğal,” diye devam ettim. “Bedenlerimiz birbirine alışacak, zamanla. Plaja inince kumlara uzanacağız, güneş kremi süreceğim sana. Sırtına, omuzlarına, bacaklarına… Ellerim her yerini gezecek. Sonra sen de bana süreceksin, değil mi? O güçlü ellerinle tenimi okşayacaksın. Denizde yüzeceğiz, dalgaların arasında birbirimize sarılacağız. Su bizi örtecek, kimse görmeyecek nasıl yakınlaştığımızı.” Gözlerindeki tedirginlik yavaş yavaş yerini bir güven duygusuna bırakıyordu. “Bugün sadece eğlenmek için buradayız,” dedim tekrar, sesimdeki coşkuyu gizlemeden. “Dans edeceğiz müzik açıp, kokteyl içeceğiz, güleceğiz. Gece olduğunda ateş yakarız, yıldızların altında otururuz. Belki biraz daha yakınlaşırız… Kim bilir? Ama acele yok. Her şey senin hızında olacak. Ben sadece rehberinim, senin en sevdiğin, en güvendiğin kadınım.” Plaj çantalarını topladık, havluları aldık. Kapıdan çıkarken arkama döndüm, sana baktım. “Hazır mısın, oğlum? Bugün unutulmaz bir gün olacak. Deniz, güneş, ben… ve senin içindeki o bastırılmış arzu. Hadi bırak aksın. Üvey annen söz veriyor: seni hiç bu kadar mutlu etmemiştim.” El ele plaja doğru yürürken içimde bir zafer duygusu vardı. Bu sadece bir tatil değildi artık; bu, aramızdaki yeni bir sayfanın açılışıydı. Dalgalar ayaklarımıza değdiğinde gülümsedim. “Eğlence başlasın,” dedim. Ve gerçekten de başladı…