Türbanlı Üvey Annemi Bağırtarak Siktim Türkçe Altyazılı
Evde yalnız kaldığımız o cumartesi sabahı, her şey sıradan başlamıştı. Babam iş gezisi için erkenden çıkmış, “Akşama kadar dönerim” demişti. Ben odamda ders çalışıyormuş gibi yapıyordum ama aklım başka yerdeydi. Kapı aralığından salona baktığımda üvey annem Carmela’yı gördüm. Türbanlı, dindar bir kadın olarak bilinen Carmela, evdeyken bambaşka biri olurdu. Üzerinde sadece siyah ipek türbanı, beyaz dantelli bir sütyen ve ince, siyah bir tanga vardı. Başka hiçbir şey. Göğüsleri sütyenin içinde taşmış, kalçaları tanganın ipi arasında sıkışmış, her eğilişinde etinin dolgunluğu daha da belirginleşiyordu.Carmela evi temizlemeyi severdi. Toz bezini eline alır, rafları siler, yerleri paspaslar, tüm bunları yaparken de sanki bir ritüel gibi hareket ederdi. Türbanı hiç çıkarmazdı; “Başım açıkken kendimi çıplak hissederim” derdi hep. Ama vücudu… o bambaşka bir hikâyeydi. Beyaz teni, hafif esmerleşmiş kolları, dolgun kalçaları ve o türbanın altında gizlenen uzun siyah saçlarının birkaç tutamı boynuna düşerdi. Benim için o görüntü tam bir işkenceydi. Oturduğum yerden kalkamıyordum. Pantolonumun içinde sertleşen sikim artık saklanacak gibi değildi.Önce fark etmedi. Mutfakta tezgâhı silerken eğildi, tangası kalçalarının arasına iyice gömüldü, yarık tamamen ortaya çıktı. Gözlerimi ayıramıyordum. Sonra salona geçti, koltuğun altına uzandı, toz alırken kalçaları havaya kalktı. Sütyeninin askısı omzundan kaymıştı, meme ucu neredeyse dışarıdaydı. Ben de koltukta oturmuş, elimde kitap ama aklım onda, nefesim hızlanmıştı. Sikim pantolonu zorluyordu, zonkluyordu.Carmela doğruldu, elindeki bezi bırakıp bana döndü. Gözleri önce yüzüme, sonra aşağıya kaydı. Boner’ımı gördü. Bir an durdu. Sonra dudaklarında hafif, arsız bir gülümseme belirdi. Türbanının altında gözleri parladı.“Peter…” dedi yumuşak, hafif boğuk bir sesle. “Bu ne böyle? Ders çalışıyorsun sandım.”Yutkundum. “Ben… şey…”Güldü. Yaklaştı. Türbanlı başı, çıplak vücuduyla yanımda duruyordu. Kokusu burnuma doldu; hafif çiçekli parfüm, ter ve kadın kokusu karışımı. Elini yavaşça uzattı, pantolonumun üzerinden sikime dokundu. Parmakları sıktı, okşadı.“Amerikan erkeklerin böyle büyük olduğunu duymuştum,” dedi fısıldayarak. “Ama seninkini görmek… bambaşka.”Elini çekmedi. Aksine fermuarı indirdi, sikimi dışarı çıkardı. Sert, damarlı, başı morarmış haldeydi. Carmela diz çöktü. Türbanı hâlâ başındaydı, siyah ipek kumaş yüzünü çerçeveliyordu. Gözlerimin içine bakarak başını yaklaştırdı, dilini ucuna değdirdi. Sonra yavaşça ağzına aldı. Sıcak, ıslak, derin. Emmeye başladı. Türbanın ucu sallanıyordu, göğüsleri her hareketinde zıplıyordu.Bir süre sonra kalktı. “Gel,” dedi. Beni elinden tutup yatak odasına götürdü. Yatağa oturdu, bacaklarını açtı. Tangasını yana sıyırdı. Amı tüysüz, pembe, ıslak ve şişmiş haldeydi. “Türbanlı üvey annenle ne yapmak istersin, söyle bakalım.”Üstüne çıktım. Sütyenini çıkardım, göğüslerini avuçladım. Uçları sertleşmiş, kahverengi halkaları genişti. Emdim, ısırdım. Carmela inledi, türbanının altında başını geriye attı. “Sik beni… oğlum… Amerikan sikini içimde hissetmek istiyorum.”Sikimi girişine dayadım, tek hamlede köküne kadar girdim. Dar, sıcak, kaygan. Carmela çığlık attı, tırnaklarını sırtıma geçirdi. Hızlandım. Her sokuşta kalçaları titriyor, türbanı hafifçe kayıyordu ama çıkarmıyordu. “Daha sert… parçala beni…”Pozisyon değiştirdik. Carmela dört ayak oldu. Arkadan girdim. Kalçalarını avuçladım, tangasını yırtarcasına çektim. Sikim amının derinliklerinde gidip gelirken bir elimle klitorisini ovuşturuyordum. Carmela Türkçe küfürler etmeye başladı, “Sik… siktir… doldur içimi…”Orgazmı geldiğinde vücudu sarsıldı, amı sikimi sıktı, sıvı fışkırttı. Ben de dayanamadım. İçine boşaldım. Sıcak sıvı derinliklerine dolarken o da inleyerek yığıldı.Sonra yan yana yattık. Carmela türbanını düzeltti, gülümsedi.“Babana söylemeyeceksin değil mi?” dedi alaycı bir sesle.“Hayır,” dedim. “Ama bundan sonra ev temizlerken yine böyle giyineceksin.”Göz kırptı. “Anlaştık, oğlum. Türbanım hep başımda kalacak… ama gerisi senin.”O günden sonra babam evdeyken dindar üvey anne, yalnızken ise benim en büyük günahım oldu. Türbanlı, sütyenli, tangalı Carmela… evin her köşesinde beni delirten o kadın.Ve ben, her temizlik gününü iple çeker oldum.