Minyon Kız Kardeşim Ayaklarını Kullanıyor
Neden ayaklarının fotoğraflarını çekiyorsun ki? diye sordum, sesimde hem şaşkınlık hem de koruyucu bir tını vardı. Odanın loş ışığında, telefon ekranının mavi yansıması yüzüne vuruyordu; o masum bakışlarıyla bana bakarken içimde garip bir kıskançlık kabardı. “Çünkü ben senin büyük üvey abinim,” dedim kendinden emin bir tavırla, sanki bu unvan her şeyi açıklıyordu. Aslında açıklamıyordu tabii, ama o an için en güçlü kalkanım buydu. Senin gibi genç, güzel ve biraz da saf bir kızın internetin karanlık köşelerinde dolaşması, hele bir de ayak fotoğrafları göndermesi… Bu düşünce bile midemi bulandırıyordu.Bak, gerçekten söylüyorum, o adamla konuşmayı bırakmalısın. İnternette tanıştığın, “ayak fetişisti” diye kendini tanıtan tiplerin hepsi aynı bokun laciverti. Güven bana, ben bu işlerden anlarım – ya da en azından seni korumak için yeterince paranoyakım. O herif kesin bir sapık; ayaklarını görüp de aklından geçen şeyler o kadar iğrenç ki, hayal etmek bile istemiyorum. Parmaklarını tek tek öpmek, dilini gezdirip kokusunu içine çekmek, belki de o fotoğrafları bir koleksiyona ekleyip geceleri onlara bakarak… Aman Tanrım, midem kalkıyor resmen. Senin o narin, bakımlı ayaklarını –ki evet, kabul ediyorum, çok güzel görünüyorlar– böyle bir pisliğin ellerine teslim etmene dayanamıyorum.Hatırlıyor musun, geçen yaz evdeyken nasıl ayaklarını ovuştururdun kanepede? Ben mutfaktan su getirirken seni izlerdim gizlice. O anlarda bile içimde tuhaf bir his uyanırdı; koruyucu abilikle karışık, bastırılmış bir şey. Ama şimdi? Şimdi işler farklı. Sen büyüyorsun, keşfediyorsun, arzularını test ediyorsun ve bu normal. Ama yanlış insanlara yanlış şeyler vermek? Hayır, buna izin veremem. O adam seni sadece bir obje olarak görüyor; senin duygularını, gülüşünü, hayallerini değil, sadece ayaklarını istiyor. Belki de seni hiç tanımadan, sadece o kavisli tabanlarını, ince bileklerini düşünüp tatmin oluyor. Bu mu senin istediğin? Bir yabancının seni bu kadar indirgemesi?Gel, şunu bir düşünelim beraber. Diyelim ki fotoğraf gönderdin, o beğendi, daha fazlasını istedi. Sonra ne olacak? Belki yüzünü de göstermeni isteyecek, belki sesini duymak isteyecek, belki de buluşma teklif edecek. Ve sen? O an pişman olacaksın ama çok geç olacak. Benim yerimde olsan ne yapardın? Kardeşinin –üvey de olsa– böyle bir riske girmesine seyirci kalır mıydın? Hayır, değil mi? İşte ben de aynı şeyi hissediyorum. Seni korumak benim görevim gibi geliyor artık. Annem babam evlendiğinde, “Ona göz kulak ol” demişlerdi. O sözü ciddiye alıyorum.Üstelik, neden dışarıda arıyorsun ki bunu? Evde, güvende olduğun yerde, yanında biri varken… Belki de ihtiyacın olan şey dışarıda değil, burada. Belki de o fotoğrafları bana göstermelisin, ben yargılamam seni. Aksine, takdir ederim güzelliğini. Ayakların gerçekten muhteşem; yumuşak, pürüzsüz, tırnakların özenle boyanmış… Ama bunları hak eden biri olmalı. Bir sapık değil, seni gerçekten önemseyen, değer veren biri. Ve evet, belki o kişi benim – neden olmasın? Aramızdaki bağ zaten özel, kan bağı olmasa da yılların getirdiği bir yakınlık var. Seninle aynı evde büyüdük, aynı sofrada yemek yedik, aynı filmleri izledik. Bu bağ, internetteki herhangi bir yabancının sunabileceği sahte ilgiden bin kat daha gerçek.Bak, seni korkutmak istemiyorum ama gerçekleri söylemek zorundayım. O adamın profiline bir baksana – muhtemelen sahte isim, sahte fotoğraflar, sadece ayak resimleri paylaşan bir hesap. Binlerce takipçisi var belki, hepsi aynı boktan zevklerin peşinde. Seni bir numara olarak görüyorlar; yüzünü bile bilmeden, kişiliğini umursamadan. Ben ise seni tanıyorum. Sabahları uykulu halini, kahkaha atışını, sinirlendiğinde dudağını büzmeni… Bunlar ayak fotoğraflarından çok daha değerli. Ve eğer biri seni gerçekten istiyorsa, tüm bunları ister – sadece bir parçanı değil.Lütfen, o mesajlaşmayı sil. Telefonu bana ver, ben engellerim o herifi. Ya da en azından söz ver, bir daha ayak fotoğrafı göndermeyeceğine. Senin güvenliğin, mutluluğun benim için her şeyden önemli. Belki bir gün anlayacaksın bunu; belki de şu an bile hissediyorsun. Aramızdaki o elektrik, o bakışmalar… Bunlar tesadüf değil. Belki de aradığın heyecan burada, tam karşında. Ve eğer öyleyse, neden dışarıda riske giriyorsun ki? Gel, konuşalım bunu açık açık. Ayaklarını masaya koy, ben de bakayım – yargılamadan, sadece hayranlıkla. Çünkü ben senin abinim, ve seni kimsenin incitmesine izin vermem. Hele ki böyle ucuz, iğrenç arzulara kurban gitmene.