Kızım… Oturmamız lazım. Uzun zamandır içimde birikenleri artık söylemezsem çatlayacağım gibi hissediyorum. Annenle ben dün gece sabaha kadar konuştuk, gözümüze uyku girmedi. Seninle ilgili her şeyi masaya yatırdık. Bak, açık konuşayım. Sen 18’ini doldurduğundan beri kendi bedenini, cinselliğini özgürce yaşamana, hatta bunu internette paylaşmana karşı çıktığımızı hiç görmedin. Annenle ikimiz de modern insanlarız, seni yargılamak gibi bir niyetimiz yok. Çıplak fotoğraflar, seksi pozlar, OnlyFans hesabı, Patreon… Bunların hepsini bir noktaya kadar anlayışla karşıladık. “Kendi bedeni, kendi kararı” dedik içimizden. Hatta bazı arkadaşlarımıza “kızımız kendi yolunu çiziyor, biz karışmıyoruz” diye övündüğümüz bile oldu. Gurur duyduk bile diyebilirim; cesur, özgüvenli, kendi ayakları üstünde duran bir genç kadın olduğunu düşündük.Ama son birkaç aydır işler… bambaşka bir boyuta geçti. Geçen hafta iş yerinden Mehmet Abi –biliyorsun, o her şeye burnunu sokan, her şeyi bilen adam– kahve molasında yanıma geldi. “Hocam, senin üvey kız değil mi şu fenomen olan?” dedi. Telefonunu çıkardı, ekrana bir video koydu. Sesini kıstı ama görüntüler… görüntüler çok netti. Bir sürü adam, senin etrafında, sırayla… Ve o sahneler… creampie dedikleri şey, üst üste boşalmalar, devasa şeylerle… Kızım, o an midem bulandı. Ama daha çok yüreğim burkuldu. Telefonu elinden aldım, “Bu benim kızım değil” demek istedim ama sesim çıkmadı. Çünkü oydu. Seni tanıdım. Gözlerinden, gülüşünden, o küçük benliğinden tanıdım.Eve geldiğimde annene gösterdim. O da aynı şeyi yaşadı. Önce inkar etti, “Deepfake falandır belki” dedi. Sonra ağlamaya başladı. “Biz nerede hata yaptık?” diye sordu durmadan. Ben de cevap veremedim. Çünkü gerçekten bilmiyorum. Belki seni yeterince dinlemedik, belki fazla serbest bıraktık, belki de tam tersi… belki çok baskı yaptık da sen bu şekilde isyan ediyorsun. Ama şunu biliyorum: Bu sahneleri izlerken içimde bir parça öldü.Tatlım, ben senin babanım. Üvey de olsam, 12 yaşından beri seni büyüttüm. Sabahları saçlarını taradım, okuluna götürdüm, ilk sevgilini öğrendiğimde sabaha kadar uyuyamadım, ehliyet sınavına girdiğinde kapıda dua ettim. Senin mutluluğunu, güvende olmanı her şeyden çok istedim. Şimdi ise… geceleri aklıma şu geliyor: Kızım şu an bir otel odasında mı, tanımadığı adamların arasında mı, korunmasız mı, zorla mı yapılıyor bunlar, yoksa gerçekten istiyor musun? Ve en kötüsü… bunları izleyen binlerce yabancı erkek var. Seni obje gibi görüyorlar, tüketiyorlar, sonra da unutup gidiyorlar. Benim küçük kızımı.Anlıyorum, belki para kazanıyorsun. Belki çok para. Belki “kendi gücümü geri alıyorum” diyorsun içinden. Belki bu seni güçlü hissettiriyor. Ama şunu sor kendine: Gerçekten güçlü hissediyor musun, yoksa sadece bir roldesin? O videolardaki gülümseme… o gerçekten senin gülümsemen mi, yoksa kameraya dönük bir maske mi? Biz seni yargılamak için değil, korumak için buradayız. Ama korumak istiyorsak önce gerçeği bilmeliyiz. Lütfen… oturup konuşalım. Bize anlat. Neden bu yola girdin? Ne hissediyorsun? Mutlu musun gerçekten? Yoksa bir şeylerden mi kaçıyorsun? Para mı lazım, ilgi mi, onay mı, intikam mı? Ne olursa olsun, söyle. Eğer bu işte devam etmek istiyorsan bile… en azından güvenli yap. Sağlık kontrolleri, sözleşmeler, sınırlar koy. Kendini bu kadar riske atma. Ve en önemlisi… bizi tamamen dışlama. Kapıyı kapatırsan, bir gün o kapıyı açmak istediğinde çok geç olabilir.Seni çok seviyoruz. Hem de dünyanın en saçma, en utanç verici hallerinde bile. Ama o videoları izlerken… seni kaybettiğimizi hissediyorum. Lütfen geri dön. Ya da en azından bize bir şans ver. “Ben iyiyim” de. Gerçekten iyi olduğunu hissettir. Çünkü şu an… hiç iyi görünmüyorsun.Annen kapıda bekliyor. Gözyaşlarını sildi, “Kızımızla konuşacağız” dedi. Gel, üçümüz oturalım. Kahve yapayım sana. Eski günlerdeki gibi konuşalım. Lütfen…
Yorumlar kapatıldı.
