Amcasının Türk Kızını Domaltıp Çatır Çutur Sikti
Yaz tatili her zamanki gibi köy evinde geçiyordu. Annemler ve teyzemler bahçede mangal yakmış, kahkahalar atıyorlardı. Ben ise içeride, serin salonda klimanın altında pinekliyordum. Tam telefonla vakit öldürürken kapı açıldı ve içeri Ela girdi. Üvey kuzenim. Teyzemin kızı, benden bir yaş büyük, 21’inde. Uzun kumral saçları, hafif çilli burnu ve en önemlisi… o ayakları.Ela’nın ayakları her zaman dikkatimi çekerdi. Küçük, ince bilekli, tırnakları hep kırmızı ojeli, tabanları yumuşak ve hafif pembemsi. Yazın terlik giydiğinde, parmak araları hafifçe terler, yürürken hafif bir şapırtı sesi çıkarırdı. Ben de gizli gizli bakardım. O da biliyordu tabii. Bazen bilerek ayaklarını uzatır, parmaklarını oynatır, “Aaa sıcak bastı yine” derdi. Alaycı bir gülümsemeyle.O gün üzerinde kısa bir şort ve askılı bir tişört vardı. Ayaklarında ise ince, siyah terlikler. Terlikleri çıkarıp koltuğun karşısındaki mindere oturdu, bacaklarını uzattı. Ayakları tam burnumun dibindeydi. Tırnakları bu sefer koyu bordo ojeliydi, topukları hafifçe kızarmış, günün sıcağından terle parlıyordu.“Ne bakıyorsun yine?” dedi gülerek. “Yine ayaklarım mı?”Yutkundum. “Yok bir şey.”“Yalan söyleme. Gözlerin faltaşı gibi açılıyor her seferinde.” Bacaklarını hafifçe oynattı, parmaklarını kıvırıp açtı. “İstiyorsan söyle. Ama bir şartla.”“Neymiş o?”“Kimseye söylemeyeceğine söz verirsen… ayaklarımı yalamana izin veririm.”Kalp atışlarım kulaklarımda zonkluyordu. Dışarıdan mangal dumanı ve kahkaha sesleri geliyordu. Kimse içeri girmeyecek gibiydi.“Söz,” dedim boğuk bir sesle. “Kimseye söylemem.”Ela gülümsedi. Terliklerini tamamen çıkardı, ayaklarını kucağıma uzattı. “O zaman başla, üvey kuzen.”İlk dokunuşta elim titredi. Sağ ayağını tuttum, tabanını avucuma aldım. Sıcak, yumuşak, hafif nemli. Kokusu… yaz sıcağında terle karışmış hafif vanilya kokusu. Burnumu yaklaştırdım, derin bir nefes çektim. Ela inledi gibi bir ses çıkardı.“Dilinle,” dedi emreder gibi.Dilimi uzattım. Tabanının ortasından yukarı doğru yavaşça yaladım. Tuzlu, sıcak, ipeksi bir tat. Ela başını geriye attı, gözlerini kapadı. “Devam et… parmaklarımı da.”Parmaklarını tek tek ağzıma aldım. Başparmağını emdim, dilimle daireler çizdim. Diğer parmaklarını sırayla yaladım, aralarını dilimle temizledim. Ela’nın nefesi hızlandı, bir elini tişörtünün altına soktu, göğüslerini okşamaya başladı.“Sol ayağımı da,” dedi nefes nefese.Sol ayağını tuttum. Bu sefer daha cesur davrandım. Topuğunu öptüm, dilimi topuğundan bileğine kadar kaydırdım. Sonra tekrar tabana indim, sertçe yaladım. Ela kalçalarını kıpırdatmaya başladı, şortunun içinde eli aşağı kaymıştı.“Şimdi ikisini birden,” dedi.Ayaklarını yan yana getirdim, tabanlarını birbirine yapıştırdım. Dilimi ikisinin arasında gezdirdim, birinden diğerine geçtim. Ela inledi, sesini bastırmaya çalışıyordu ama başaramıyordu.“Parmak aralarını… iyice yala.”Parmak aralarına dilimi soktum, terin biriktiği yerleri emdim. Ela titremeye başladı. “Siktir… çok iyi…”Bir süre sonra ayaklarını çekti, doğruldu. Gözleri kararmış gibiydi. Şortunu sıyırdı, tangasını yana çekti. Amı sırılsıklamdı, dudakları şişmiş, klitorisi kabarmıştı.“Ayağını uzat,” dedi. “Şimdi senin sıran.”Sağ ayağını amına dayadı, tabanını klitorisine sürtmeye başladı. Kendini okşarken ayak parmaklarını kıvırıp açıyordu. Ben de sikimi çıkarmıştım, sıvazlıyordum. Ela hızlandı, inlemeleri yükseldi.“Gel… ayaklarıma boşal.”Diz çöktüm. Ela ayaklarını birleştirdi, tabanlarını bana doğru uzattı. Sikimi tabanlarının arasına koydum, ileri geri kaydırmaya başladım. Yumuşak, sıcak, ıslak. Ela parmaklarını oynatıyor, beni sıkıştırıyordu. Birkaç saniye sonra patladım. Sıcak sıvı ayak tabanlarına, parmak aralarına, ojeli tırnaklarına aktı.Ela gülümseyerek ayaklarını kaldırdı, spermlerimi gösterdi. “Bak ne yaptın üvey kuzen.”Sonra ayaklarını ağzına götürdü, kendi spermlerimi yaladı. Dilini çıkardı, bana gösterdi. “Şimdi sen de temizle.”Tekrar ayaklarını kucağıma koydu. Dilimle her damlayı yaladım. Tuzlu, yapışkan, onun ayaklarıyla karışmış tat. Ela izlerken kendini okşamaya devam etti, kısa sürede bir kez daha boşaldı.Dışarıdan sesler yaklaştı. Hızla toparlandık. Ela terliklerini giydi, ama ayakları hâlâ ıslak ve parlaktı.“Kimseye söylemeyeceksin, tamam mı?” dedi fısıldayarak.“Söz,” dedim.O yaz tatili boyunca her fırsat bulduğumuzda aynı şey tekrarlandı. Bahçede, odalarda, hatta bir gece göl kenarında. Ela’nın ayakları benim en büyük zaafım, en büyük sırrım olmuştu.Ve o bordo oje… hiç çıkmadı. Her yaladığımda yenileniyordu.