Ekleyen Kanal: Starlar:

Üvey Annesini Sikerken Babası İzliyor Türkçe Altyazılı Porno
Nora aynanın karşısında dönüp duruyordu, yeni aldığı elbisenin eteklerini çekiştirip kaşlarını çatmıştı. Kumaş tam oturmamıştı, omuzları biraz düşük, beli yeterince sıkı değildi. “Bu ne hal böyle?” diye mırıldandı kendi kendine. Roger arkasından yaklaştı, ellerini karısının omuzlarına koydu ve “Harika görünüyorsun aşkım, gerçekten,” dedi yumuşak bir sesle. Nora dönüp ona sert bir bakış attı. “Harika mı? Senin yüzünden bu elbise bile tam olmadı Roger. O paketi ucuz kargo ile göndermesen, zamanında gelirdi. Hızlı kargo deseydin keşke, şimdi oğlunun gelişinde böyle ezik duruyorum.” Roger’un yüzü düştü; yeni evliydiler, Nora’nın huysuzluğu henüz alışılmadık değildi ama bu seferki öfkesi keskin bir bıçak gibiydi. “Tamam tamam, haklısın. Bir ara seni alışverişe götüreyim, ne istersen alalım, söz,” dedi yalvarır gibi. Nora iç çekti, “Alışveriş mi? Artık o da yetmez,” diye mırıldandı ama sesini çıkarmadı.Kapı zili çaldığında ikisi de hole koştu. Mark, sırt çantası omzunda, gülümseyerek içeri girdi. “Baba!” diye sarıldı Roger’a, ama sarılma kısa sürdü. Sonra gözleri Nora’ya kaydı. “Merhaba… Nora, değil mi?” Nora’nın yüzü aydınlandı, gözleri Mark’ın geniş omuzlarında, güçlü çenesinde gezindi. “Evet, hoş geldin Mark,” dedi yumuşak, neredeyse baştan çıkarıcı bir sesle. Kollarını açtı ve Mark’ı sımsıkı kucakladı; göğüsleri genç adamın göğsüne bastırıldı, koku aldı, kokusunu içine çekti. Mark da boş durmadı, elleri Nora’nın belinde biraz fazla uzun kaldı. “Ben eşyalarımı arabadan alayım, hemen dönerim,” dedi ve dışarı çıktı. Mark uzaklaşırken Nora Roger’a döndü, parmağını işaret ederek, “Bak işte o,” dedi gözleri parlayarak. “Alışveriş falan istemiyorum artık. Onu istiyorum. Mark’ı.” Roger’un ağzı açık kaldı, “Ne? Nora, o benim oğlum… yani üvey oğlum ama… yapamazsın.” Nora’nın bakışları buz gibiydi. “Reddediyor musun beni Roger? Gerçekten mi?” Roger yutkundu, başını eğdi. “Hayır… hayır tabii ki. Sen ne istersen.” Nora gülümsedi, “Güzel. Akşam yemeğinden sonra tatlı olarak onu yiyeceğim. Ve sen izleyeceksin.”Yemek masasında hava gergindi. Nora’nın yaptığı yemek enfesti; fırında somon, kremalı patates, taze salata. Mark her lokmada övgüler yağdırıyordu, “Nora, bu inanılmaz. Annem bile bu kadar güzel yapamazdı,” dedi gülerek. Nora’nın gözleri kısıldı, memnuniyetle. Roger ise tabağına bakıyor, çatalıyla oynuyordu. Yemek bittiğinde Nora koltuğa yayıldı, bacak bacak üstüne attı ve “Şimdi sıra tatlıda,” dedi. Mark şaşkın baktı, “Tatlı mı? Başka bir şey mi yaptın?” Nora Roger’a döndü, “Sen anlat ona Roger. Sürprizi sen açıkla.” Roger’un yüzü kıpkırmızı oldu, elleri titriyordu. “Şey… Mark… Nora… yani üvey annen… seni… istiyor. Yani… seks olarak. Ve ben… izleyeceğim.” Kelimeler boğazında düğümlendi, sesi çıkmadı. Mark önce dondu, sonra kahkaha attı ama gülüşü kısa sürdü. Gözleri babasına kaydı; yılların birikmiş öfkesi, ihmal edilmişlik, terk edilmişlik hissi su yüzüne çıktı. “Ciddi misin baba? Sen buna razı mısın?” Roger başını eğdi. Mark Nora’ya baktı, “Peki sen… gerçekten istiyor musun?” Nora yavaşça kalktı, Mark’ın önüne geçti, elini genç adamın göğsüne koydu. “Evet Mark. Seni istiyorum. Tam burada, babanın önünde.”Mark bir an tereddüt etti ama sonra kararını verdi. Babasına son bir iğneleyici bakış attı, “Madem öyle… o zaman izle bakalım.” Nora’nın dudakları Mark’ınkine yapıştı; öpüşme vahşi, açtı. Eller birbirine dolandı, kıyafetler yere saçıldı. Nora diz çöktü, Mark’ın pantolonunu indirdi, sertleşmiş yarağını ağzına aldı; derin, ıslak, gözleri Roger’a bakarak. Roger koltukta donmuş oturuyordu, utanç ve acıyla. Mark inledi, Nora’nın saçlarını tuttu, boğazına kadar soktu. Sonra Nora’yı koltuğa yatırdı, bacaklarını ayırdı, içine girdi; sert, derin darbelerle. Nora’nın çığlıkları odayı doldurdu, “Evet Mark, işte böyle! Daha sert!” Roger’un gözleri yaşlıydı ama kalkamıyordu. Mark ritmi hızlandırdı, Nora’yı arkadan aldı, kalçalarını tokatladı, memelerini sıktı. Nora orgazm olurken titredi, çığlık attı. Mark da dayanamadı, içinden çıkıp Nora’nın göğüslerine boşaldı; sıcak döller akarken Nora gülümsedi, parmaklarıyla sıvıyı yaydı.Roger hâlâ oturuyordu, başı ellerinin arasında. Mark pantolonunu çekti, babasına baktı. “Teşekkürler baba. Güzel bir karşılama oldu.” Nora kalktı, Mark’ı bir kez daha öptü, sonra Roger’a döndü. “Gördün mü? Bazen ucuz kargo yerine hızlı teslimat gerekir.” O akşam Roger bedelini ödemişti; pushover olmanın, susmanın, boyun eğmenin bedelini. Mark ve Nora ise yeni bir oyunun başlangıcındaydılar; ve Roger biliyordu ki, bu sadece ilk tatlıydı.

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir

*