Ekleyen Kanal: , Starlar:

Üvey Annemi Götünden Sikip Göt Deliğine Boşaldım

Her ay aynı kısır döngüyle başlıyordu; faturalar masanın üstünde birikiyor, kira günü yaklaştıkça boğazımda bir yumru büyüyor, geceleri uyku tutmuyordu. Tek maaş yetmiyordu artık, ne kadar kısarsam kısayım, ne kadar tasarruf edersem edeyim, sonunda yine aynı yere geliyordum: ya evden çıkacaktım ya da bir şey yapmalıydım. İşte o çaresizlik anında aklıma düşen fikir, hayatımın en parlak ve en utanç verici fikriydi: internette soyunmak. Kim bilebilirdi ki, sadece bedenimi göstermek, o “mükemmel büyük göğüslerimi” kameraya sergilemek bu kadar para getirebilirdi? İlk başta utandım, ellerim titriyordu, yüzümü göstermemeye özen gösteriyordum ama izleyiciler çoğaldıkça, bağışlar, abonelikler, özel istekler yağmaya başladı. Para akıyordu, hem de öyle böyle değil; bir gecede ödeyemediğim kirayı kapatacak kadar. Sonra işler daha da ilerledi. İzleyiciler daha fazlasını istiyordu, ben de verdim. Popomu daha çok gösterdim, anal oyuncaklar kullanmaya başladım; küçük butt plug’lardan başlayıp giderek büyüğüne geçtim. En çok rağbet gören şey ise kendimi arkadan parmaklamam, vibratörle ya da parmaklarımla saatlerce o bölgede oyalanmam oldu. “Daha uzun süre yap, bebeğim”, “Göster bize o deliğini”, “Sikilmek istiyorsun değil mi?” gibi yorumlar ekranda akıp gidiyordu. Ben de onların istediğini veriyordum; hem para kazanıyor hem de tuhaf bir şekilde özgürleşiyordum. O anlarda kendimi güçlü hissediyordum, sanki kontrol bendeydi.Ama hiçbir şey sonsuza kadar gizli kalmazdı. Bir akşam, yine canlı yayındaydım; ışıkları loş tutmuş, kamerayı tam karşıma yerleştirmiş, popomu havaya kaldırmış, büyük bir plug’ı yavaş yavaş içime alıyordum. İnlemelerim odada yankılanıyordu, izleyici sayısı rekor kırıyordu. Tam o sırada kapı aralandı. Üvey oğlum, o sessiz, utangaç çocuk, elinde telefonla içeri girdi. Göz göze geldik. Zaman durdu. Plug hâlâ içimde, göğüslerim açıkta, yüzüm ter içinde… Kaçacak yer yoktu. Kapatmak yerine, donup kaldım. O da öyle. “Anne… bu ne?” dedi titrek bir sesle. Sustum bir an, sonra derin bir nefes aldım. “Otur,” dedim. “Konuşmamız lazım.” Her şeyi anlattım. Faturaları, borçları, nasıl köşeye sıkıştığımı, bu işin tek çıkış yolum olduğunu. Utandım, evet, ama yalan da söylemedim. “Bu benim ikinci işim,” dedim. “Başka çarem yok.” Beklediğim öfkeyi, iğrenmeyi görmedim. Aksine gözlerinde tuhaf bir anlayış, hatta bir tür hayranlık belirdi. “Sana yardım edeyim,” dedi usulca. “Para mı lazım? Ben de… katılabilirim.” Şaka sandım önce. Ama ciddiye alınca, “Nasıl yani?” diye sordum. “Kameraya… birlikte yaparız,” dedi. “İzleyiciler seviyor böyle şeyleri. Hem senin için para olur, hem de… ben de isterim.”İlk başta tereddüt ettim. Bu çok ileri gitmekti, çok tehlikeliydi. Ama o gece, o teklifin cazibesine kapıldım. Yavaş başladık. Önce diz çöktüm önüne, fermuarını indirdim. Sikini çıkardığımda şaşırdım; düşündüğümden çok daha büyük, sert ve damarlıydı. Ağzıma aldım, yavaş yavaş emdim, dilimle her yerini keşfettim. İzleyiciler çıldırdı; yorumlar yağmur gibi yağıyordu, bağışlar patladı. Sonra sıra asıl isteğe geldi. İzleyicilerin en çok istediği şeye: anal seks. Popomu havaya kaldırdım, plug’ı çıkardım, deliğim hâlâ geniş ve ıslaktı. O arkama geçti, elleriyle kalçalarımı ayırdı, başını dayadı ve yavaşça itti. Acı ve zevk bir aradaydı; inledim, yüksek sesle, samimi. İçime girdiğinde nefesim kesildi, ama durmadım. İzleyiciler için, kendim için, onun için devam ettim. Sertçe pompalıyordu, elleri göğüslerimde, saçlarımda, kalçalarımda geziniyordu. “Daha sert,” diye fısıldadım. “Ver hepsini.” O da verdi. Saatlerce sürdü sanki; ter içinde, nefes nefese, tamamen birbirimize teslim olmuş halde. O gece sadece para kazanmadım; bir şey daha kazandım: yasak bir bağ, durdurulamaz bir arzu, belki de uzun zamandır hissetmediğim bir yakınlık.Artık her ayın sonu aynı telaş değil. Faturalar ödeniyor, kira rahat rahat yatıyor. Ama asıl değişen, evdeki hava. O artık sadece üvey oğlum değil; kameranın önünde ve dışında, benim en büyük sırrım, en ateşli partnerim. İzleyiciler hâlâ deli gibi izliyor, biz hâlâ her seferinde daha cesur, daha vahşi oluyoruz. Kim bilebilirdi ki, çaresizlikten doğan bir fikir bizi bu kadar birbirimize bağlayacaktı? Hayat garip; bazen en utanç verici kararlar, en beklenmedik kurtuluşu getiriyor. Ve biz, o kurtuluşun tam ortasında, çıplak, terli ve doymak bilmez halde devam ediyoruz.

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir

*