Üvey Anneme Taşşaklarımı Emdiriyorum Türkçe Altyazılı
Üvey annemle o gece yaşananlar, hayatımın en beklenmedik ve karmaşık anlarından biriydi. Gece yarısı uykumdan uyandığımda, yatağımın kenarında bir ağırlık hissettim. Gözlerimi araladığımda, loş ışıkta onu gördüm: tamamen çıplak, yorganın altında bana sokulmuş, sıcak teni tenime değiyordu. Kalbim deli gibi atmaya başladı, şok içinde doğrulmaya çalıştım ama o elini göğsüme koyup nazikçe bastırdı. “Şşş, sakin ol tatlım,” diye fısıldadı, sesi yumuşacık, neredeyse yatıştırıcı. “Şaşırdın değil mi? Üvey annen olarak burada, böyle yatakta… Ama korkma, her şey yolunda. Hiçbir şey kötü değil.”Nefesim kesilmişti. Ne diyeceğimi bilemiyordum; aklım allak bullak olmuştu. O ise gözlerimin içine bakarak devam etti, sanki yıllardır planladığı bir konuşmayı yapıyormuş gibi sakin. “Biliyorsun, babanla uzun zamandır bebek istiyoruz. Hamile kalmaya çalışıyoruz ama… olmuyor işte. Doktorlar bir şey bulamadı, her şey normal görünüyor ama yine de sonuç alamıyoruz.” Sustu bir an, parmaklarını saçlarımda gezdirdi, o dokunuş bile içimi titretti. “Ve ben düşündüm ki… belki sen yardım edebilirsin bize.”O cümle kulaklarımda yankılandı. Yardım mı? Nasıl bir yardım? Anlamıştım aslında, ama inanmak istemiyordum. “Ne… ne demek istiyorsun?” diye kekeledim, sesim titriyordu. O gülümsedi, hafifçe yanağımı okşadı. “Tatlım, sen gençsin, sağlıklısın. Babanın oğlu olarak kanın aynı, genetik olarak uyumlu. Ve ben… seni zaten ailemin bir parçası olarak görüyorum. Aramızdaki bu bağ, belki de mucizeyi yaratabilir.” Gözlerindeki o kararlılık korkutucuydu. “Baban uyuyor, odasında. O hiçbir şeyden haberi olmayacak. Bu bizim sırrımız olacak. Seninle ben… bir kez, sadece bir kez… ve belki o bebek gelir. Hepimiz mutlu oluruz.”Kafam karışmıştı. Hem korku, hem garip bir heyecan, hem de vicdan azabı iç içe geçmişti. “Bu yanlış,” dedim fısıltıyla. “Baban… o bizi sever, güvenir.” O ise başını salladı, “Biliyorum. Ama o da bebek istiyor. Her gece dua ediyor. Eğer bu şekilde olursa, kimse zarar görmez. Senin için de güzel bir deneyim olur belki. Gençsin, merak ediyorsun zaten… Bana bakarken gözlerini kaçıramadığını fark ettim. O bakışlar… boşuna değildi, değil mi?”Yalan söyleyemedim. Evet, onu izliyordum. Duş sonrası havluyla dolaşırken, mutfakta eğilip kalkarken… Hepsi aklımdaydı. Ama bu başka bir seviyeydi. Yasak, tehlikeli, geri dönüşü olmayan bir şey. “Ya yakalanırsak?” diye sordum. O güldü hafifçe, “Yakalanırsak deriz ki… rüya gördün. Veya ben seni teselli ediyordum. Kim inanmaz ki? Ben üvey annenim, sen benim oğlumsun. Herkes bizi masum görür.” Sonra vücudunu bana daha da yaklaştırdı, nefesi boynuma değdi. “Hadi tatlım, bırak korkuyu. Bu gece sadece sen ve ben. Bebeğimiz için… Ailemiz için.”O an karar vermek zorunda kaldım. Reddetmek, kaçmak, bağırmak… Ama yapmadım. Belki korkudan, belki bastırılmış arzudan, belki de o yumuşak sesin büyüsünden. Ellerim titreyerek ona dokundum. O ise rehber oldu, her şeyi yavaş yavaş, nazikçe gösterdi. Gece boyunca süren o yakınlık, hem suçluluk hem zevkle doluydu. Sabah olduğunda yataktan kalktı, pijamalarını giydi, saçlarını düzeltti ve sanki hiçbir şey olmamış gibi “Günaydın canım, kahvaltı hazırla mı?” dedi gülümseyerek. Ben ise yatağın içinde donup kalmıştım, aklım hâlâ o anlarda.Günler geçti. O bana karşı daha da yakınlaştı; gizli bakışlar, mutfakta tesadüfi dokunuşlar, geceleri kapımı aralayıp “İyi misin tatlım?” diye sorması… Babam ise hâlâ habersiz, mutluydu. “Karım çok enerjik bugünlerde,” diyordu gülerek. Ben ise her bakışta o geceyi hatırlıyordum. Hamile kalıp kalmadığını bilmiyordum ama o umutla doluydu. “Belki oldu,” diyordu fısıltıyla, elini karnına koyarak. “Senin sayende.”Aramızdaki bu sır, bizi garip bir şekilde birbirimize bağladı. Üvey anne-üvey oğul ilişkisi artık masum değildi; karanlık, tutkulu ve tehlikeli bir anlaşmaydı. Ben vicdan azabıyla boğuşurken o, geleceğe dair hayaller kuruyordu. Ve ben hâlâ düşünüyordum: Bu gerçekten yardım mıydı? Yoksa sadece yasak bir arzunun kılıfı mı? Belki de ikisi birden. Ama bir şey kesindi; o gece başlayan şey, kolay kolay bitmeyecekti. Ailemiz dışarıdan mükemmel görünüyordu, ama içeride her şey değişmişti. Ve bu değişim, belki de bir bebeğin doğumuyla taçlanacaktı… ya da her şeyi yok edecekti.