Ekleyen Kanal: Starlar:

Üvey Annemin Kara Amını Parçaladım
Üvey annemle aramızdaki gerilim, o akşam mutfakta başlayan konuşmayla bambaşka bir boyuta ulaşmıştı. Babam geç saate kadar işteyken, ben erken dönmüş, onu spor taytıyla tezgahın başında meyve doğrarken bulmuştum. Her zamanki gibi gülümsedi, ama bu sefer bakışlarım vücudunda fazla mı kaldı bilmiyorum, birden durdu. Kaşlarını çattı, elindeki bıçağı bırakıp bana döndü. “Bak, bunu konuşmamız lazım,” dedi sert bir tonda. “Senin bana karşı hissettiklerin… normal değil. Üvey annenim ben, bunu anlaman gerekiyor.”Şaşkınlıkla “Ne diyorsun sen?” diye mırıldandım ama o devam etti, sesi titreyerek ama kararlı. “Kendi yaşında kızlardan hoşlanmalısın. Onlarla çık, flört et, normal şeyler yaşa. Bana bakıp… o şekilde tepki vermemelisin.” Yüzüm kızardı, utançla karışık öfke kabardı içimde. Ne zamandır gizli gizli izlediğimi, odama çekilip onu düşündüğümü fark etmişti demek. “Her aynı odada olduğumuzda… sertleşiyorsun,” dedi alçak sesle, gözlerimi kaçırmamı bekler gibi. “Bunu fark etmemek mümkün değil. Bu kabul edilemez.”O an yerin dibine geçmek istedim. “Sen de fark ediyorsun yani?” diye sordum alaycı bir şekilde, ama sesim çatallaşıyordu. O ise başını salladı, kollarını göğsünde kavuşturdu. “Evet, fark ediyorum. Ve bu beni rahatsız ediyor. Senin babanın oğlu olman yetmiyor mu? Bir de üstüne… bu.” Sustu bir an, sonra derin bir nefes aldı. “Babanla konuşacağım. Belki seni askeri okula göndermesi gerekir. Orada disiplin öğrenirsin, kafandaki saçmalıkları atarsın. Evde böyle devam edemeyiz. Senin yüzünden her an gergin oluyorum.”Askeri okul mu? Bu laf kulaklarımda yankılandı. Babamın haberi olsa ne yapardı, diye düşündüm. O her zaman “aile birliği”nden bahseder, üvey annemi överdi. Şimdi ise ben, onun gözünde sapık mı olacaktım? “Yapma,” dedim yalvarır gibi. “Lütfen babama söyleme. Ben… kontrol ederim kendimi. Söz veriyorum.” Ama o inanmadı. “Söz mü? Kaç kere söz verdin zaten? Bakışların, dokunuşların… hepsi ortada. Bu bir hastalık gibi, düzelmesi lazım.”Odadaki hava ağırlaşmıştı. Sessizlik uzadıkça o da yumuşamaya başladı sanki. “Bak,” dedi daha sakin bir tonda, “ben de gençtim, hormonlarımı biliyorum. Ama bu başka. Sen benim oğlum sayılırsın. Bu çekim… yanlış. Eğer babana söylersem, her şey dağılır. Evimiz, mutluluğumuz… hepsi biter. Sen de istemezsin bunu, değil mi?” Gözlerime baktı, sanki bir anlaşma teklif ediyordu. “Belki konuşursak, çözeriz. Sen uzak durursan, ben de unuturum. Ama eğer devam ederse… başka çarem kalmaz.”Günler geçti, o konuşmadan sonra ev buz gibiydi. Bana karşı mesafeliydi; eskisi gibi sarılmıyor, şakalaşmıyordu. Ama arada göz göze geldiğimizde, o bakışlarda hâlâ bir şeyler vardı. Utanç mı, korku mu, yoksa bastırılmış bir şey mi, anlayamıyordum. Ben ise kendimi tutmaya çalışıyordum. Odama kapanıyor, spor yapıyor, arkadaşlarımla dışarı çıkıyordum. Ama her eve döndüğümde, kokusu, gülüşü… her şey geri geliyordu.Bir akşam yine yalnız kaldık. Babam şehir dışındaydı. Mutfakta karşılaştık, o kahve yapıyordu. “Hâlâ aynı mısın?” diye sordu birden. Sustum. “Bak, askeri okul şaka değildi,” dedi. “Ama belki başka yol vardır. Terapiye gidersin mesela. Veya… ben de sana yardım ederim. Kendini kontrol etmeyi öğretirim.” Yardım mı? Bu kelime garip geldi. “Nasıl?” diye sordum. Gülümsedi hafifçe, ama gözleri ciddiydi. “Mesafe koyarız. Sen kendi yaşında biriyle ilgilenmeye başlarsın. Ben de… normal davranırım. Ama eğer bir daha o bakışı görürsem, baban her şeyi öğrenir.”O andan itibaren garip bir anlaşma başladı. Ben susuyor, o uyarıyordu. Evde herkesin gözü önünde “mükemmel aile”ydik. Ama yalnız kaldığımızda, o “kontrol” lafları havada asılı kalıyordu. İçimde fırtına kopuyordu; hem utanıyordum, hem de vazgeçemiyordum. Üvey annem, yasak bir çekim haline gelmişti. Ve o, bunu bildiği halde, susmayı tercih ediyordu. Çünkü aile dağılmasın istiyordu. Ben ise, her geçen gün daha derin batıyordum bu girdaba.Şu an hâlâ aynı evdeyiz. Babam hiçbir şeyden habersiz, mutlu. Ben ise her bakışta, her tesadüfi dokunuşta o sözleri hatırlıyorum: “Askeri okul… boner’lar… normal değilsin.” Ve düşünüyorum: Acaba gerçekten düzelir miyim? Yoksa bu yasak çekim, sonsuza kadar aramızda kalacak mı? Belki de ikimiz de biliyoruz; bazı şeyler konuşuldukça değil, susturuldukça büyür.

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir

*