Yılbaşı Gecesi Türk Üvey Kardeşini Fena Sikiyor
31 Aralık gecesiydi. Evde sadece ikimiz vardık. Annem ve babam arkadaşlarının yılbaşı partisine gitmişler, sabah döneceklerdi. Ben 19’umdaydım, üniversitenin ilk yılındaydım. Üvey abim Emre ise 24’ündeydi, çalışıyor, kendi parasını kazanıyordu. Aramızda kan bağı yoktu ama yıllardır aynı evde büyüdüğümüz için kardeş gibiydik… ta ki son birkaç aya kadar.Son aylarda bakışlarımız değişmişti. Koridorda karşılaştığımızda göz göze gelip hemen kaçırıyorduk. Duş sonrası havluyla dolaşırken bakışları vücudumda geziniyordu. Ben de farkındaydım ama bir şey demiyordum. İçimde garip bir kıpırtı vardı. Yasak, tehlikeli ama çok da çekici.Yılbaşı gecesi salonda şömine yanıyordu. Ben koltukta oturmuş, battaniyeye sarılmıştım. Üzerimde ince askılı bir gecelik ve altında sadece külot. Emre mutfaktan iki kadeh şampanya ile geldi. Birini bana uzattı.“İlk defa içiyorsun değil mi?” dedi gülerek.“Evet… ama seninle içmek güzel.”Kadeh tokuşturduk. Şampanya boğazımdan kayarken içimi ısıttı. Emre yanıma oturdu. Dizlerimiz değiyordu. Televizyonda geri sayım başlamıştı ama ikimiz de ekrana bakmıyorduk.“Bu gece sana bir hediye verecektim,” dedi birden. Sesi alçalmıştı.“Gerçekten mi? Erken açmayalım mı?”“Hayır… bu hediye gece yarısından sonra açılır.”Gözlerimin içine baktı. Kalbim hızlandı. Elini yavaşça battaniyenin altına soktu, dizime koydu. Parmakları tenimde geziniyordu. Yukarı doğru kaydı, geceliğin eteğini sıyırdı. İç çamaşırıma değdiğinde nefesim kesildi.“Emre… ne yapıyorsun?”“Beklediğin hediyeyi veriyorum,” dedi ve dudaklarını boynuma bastırdı.Öpüşmeye başladık. Önce yumuşak, sonra aç. Dili ağzıma girdiğinde şampanya tadı vardı. Ellerim sırtına dolandı, tişörtünü çektim. Göğsü sıcaktı, kaslıydı. Parmaklarımı karın kaslarında gezdirdim.Emre beni kucağına aldı, yatak odasına taşıdı. Yatağa yatırdı, üstüme çıktı. Geceliğimi sıyırdı, göğüslerim ortaya çıktı. Uçları sertleşmişti. Ağzına aldı birini, emdi, ısırdı. İnledim. Diğer eliyle külotumu kenara çekti, parmaklarını ıslaklığıma değdirdi.“Off… çok ıslaksın zaten,” diye mırıldandı.İki parmağını içeri soktu. Yavaşça ileri geri yaptı. Başparmağı klitorisimi ovalıyordu. Vücudum titriyordu. Gözlerim kapandı, kalçalarım istemsiz kalkıyordu.“Beklediğimden daha mı büyük olacak?” diye sordum nefes nefese, şaka yapar gibi.Emre güldü, doğruldu. Pantolonunu indirdi. Boxer’ının önü kabarmıştı. Sonra onu da sıyırdı.Karşımda duran şey… beklediğimden çok daha büyüktü. Kalın, damarlı, baş kısmı şişmiş, hafifçe öne doğru kıvrık. Uzunluğu… en az 20 cm vardı. Gözlerim faltaşı gibi açıldı.“Tanrım… bu… bu hediye mi?”“Evet. Ve sadece sana.”Elimi uzattım, tuttum. Sıcak, sert, nabız gibi atıyordu. Avucuma sığmıyordu neredeyse. Yavaşça sıvazladım. Emre inledi.“Ağzına alabilir misin?” diye sordu.Dizlerimin üstüne kalktım. Başını dudaklarıma dayadım. Dilimle yaladım, tuzlu tadı ağzıma yayıldı. Sonra ağzımı açtım, başını içine aldım. Zorlanıyordum ama bastırdım. Daha derine aldım, boğazıma kadar. Öğürme geldi ama durmadım. Emre’nin eli saçlarımda, hafifçe bastırıyordu.“Off… Ece… çok iyi…”Hızlandım. Dilimi altında gezdirdim, başını emdim, taşaklarını okşadım. Tükürüğüm çeneme aktı. Emre kalçalarını oynatmaya başladı, ağzıma pompalıyordu. Her girişte daha derine giriyordu.Ama durdu birden.“Hayır… boşalmak istemiyorum ağzına. İçine boşalmak istiyorum.”Beni sırtüstü yatırdı. Bacaklarımı ayırdı. Külotumu tamamen çıkardı. Başını girişime dayadı. Yavaşça itti. Baş kısmı içeri girince nefesim kesildi. Çok kalındı. Acı ve zevk karışımı bir his.“Yavaş… lütfen…”Yavaşça devam etti. Santim santim içime giriyordu. Yarısına geldiğinde durdu, geri çekildi, tekrar girdi. Alışıyordum. Sonunda tamamen içimdeydi. Kasıklarımız birbirine değmişti.“Tamam mısın?” diye sordu.“Evet… hareket et… lütfen.”Hareket etmeye başladı. Yavaş ritimle ileri geri. Her girişte içimde bir yerlere değiyordu, orgazm dalgaları geliyordu. Hızlandı. Kalçaları güçlü vuruyordu. Göğüslerim sallanıyordu. Ellerim sırtına geçti, tırnaklarımı geçirdim.“Emre… daha sert… ohh… geliyorum…”Klitorisimi ovuşturdu, aynı anda içime girip çıkıyordu. Vücudum kasıldı, orgazm patladı. Çığlık attım, içimden sıvılar aktı. Emre durmadı, devam etti. Daha hızlı, daha derin.“Ben de geliyorum… içini dolduracağım…”Son birkaç vuruşta kalçaları kasıldı. Sıcak sıvı içime dolmaya başladı. Dalga dalga. O kadar çoktu ki taşmıştı, yatağa aktı. Nefes nefese üstüme yığıldı.Bir süre öyle kaldık. İçimde hâlâ nabız gibi atıyordu. Sonra yavaşça çıktı. Boşalmış hali bile büyüktü. İçimden aktı, bacaklarımın arasından sızdı.Bana baktı, gülümsedi.“Yılbaşı hediyesi nasıl oldu?”Güldüm, nefes nefese.“Beklediğimden de büyük çıktı… ve en güzeli.”Dudaklarıma yapıştı. Öpüşürken eli yine aşağı kaydı, parmaklarını içime soktu. Karışık sıvılarla oynuyordu.“Gece daha bitmedi,” dedi. “Saat daha 00:30. Sabaha kadar hediyeyi kullanabiliriz.”Bacaklarımı boynuna doladım.“O zaman ikinci turu açalım.”Şömine ışığında, yılbaşı gecesi, üvey abimle başlayan bu yasak oyun daha yeni başlıyordu. Ve ben, o büyük hediyeye doyamayacağımı biliyordum.
