Ekleyen Kanal: Starlar:

Büyük Götlü Ablam Kırmızı Tangasıyla Çıplak Uzanıyor

Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından sızarken telefonun alarmı çalmadan önce gözlerimi açtım. Saat 06:12’yi gösteriyordu. Normalde bu saatte hâlâ derin uykuda olurdum ama bugün farklıydı. Çünkü yatağın diğer ucunda, sırtı bana dönük, ince beli ve o akıl almaz derecede kalkık, dolgun kalçalarıyla yorganın altında hafifçe kıpırdanan üvey ablam Melis yatıyordu.Annemle babamın evliliğinden sonra aynı evde yaşamaya başladığımız ilk günden beri aramızda tuhaf bir elektrik vardı. O 26’sında, ben 21’imdeydim. Üniversiteyi bitirip işe başlamıştı, ben hâlâ son sınıftaydım. Aynı çatı altında olmak, aynı banyoyu paylaşmak, mutfakta tesadüfen omuz omuza durmak… Hepsi birikip birikip sonunda dün gece patlamıştı.Dün akşam mesaisi uzayınca eve geç gelmişti. Duştan çıktıktan sonra sadece ince, beyaz bir külot ve askılı bir atletiyle salona gelip “Bugün çok yorgunum, senin odanda yatayım mı? Annemlerle aynı odada uyumak istemiyorum” demişti. Sesi yorgun ama bir o kadar da davetkârdı. “Tabii” demiştim, kalbim kulaklarımda atarken.Gece yarısı bir ara tuvalete kalktığımda döndüğümde fark ettim ki yorganı üstünden atmış, o muhteşem poposu neredeyse tamamen açığa çıkmıştı. Beyaz külot o kadar inceydi ki kalçalarının arasındaki çizgi net belli oluyordu. Bir süre öylece baktım. Sonra kendimi tutamadım, elimi yavaşça uzattım. Parmaklarım önce beline, sonra aşağı doğru kaydı. Külotun lastiğinin hemen üstünden tenine dokunduğum an hafifçe inledi ama uyanmadı. Cesaretlendim. Elimi külotun içine kaydırdım. Tüy gibi yumuşak, sıcacık ve ıslaktı. Amı o kadar dolgun ve etliydi ki parmaklarım arasında kayboluyordu. Biraz oynadım, klitorisini hafifçe sıktım. Bu sefer iniltisi daha belirginleşti, kalçalarını istemsizce geri itti. Uykuyla uyanıklık arasındaydı.Sabah alarm çalmadan 20 dakika önce artık dayanamadım. Yavaşça üstüne çıktım. Dizlerimin üstünde doğrulup külotunu yana sıyırdım. O kalkık, büyük götünün arasında pembe, şişkin dudakları görünüyordu. Sabahın serinliğinde bile sıcacıktı. Sikim zaten taş gibi olmuştu. Başını yavaşça dudaklarının arasına dayadım. Biraz bastırdım, girişi çok dardı ama ıslaklığı sayesinde kayganlaştı. Tek hamlede yarısına kadar girdim.Melis’in gözleri birden açıldı. “Ne… yapıyorsun sen…” diye fısıldadı ama sesi öfkeden çok şaşkınlıktı. Kalçalarını hafifçe oynattı, sanki kaçacakmış gibi ama aynı anda daha derine almak ister gibiydi. “Sus” dedim kulağına eğilip, “işe gitmeden bitirelim.” Elimi ağzına koydum, diğer elimle kalçasını sıkıca kavradım ve köküne kadar soktum.Amı inanılmaz derecede tatlı geldi. Sıcak, dar, kaygan ve bir o kadar da kasılıyordu. Her giriş çıkışta içindeki etler sikimi sıkıyor, emiyor gibiydi. Melis’in inlemeleri elımın altından boğuk boğuk çıkıyordu. Gözleri faltaşı gibi açılmış, bana bakıyordu ama artık direnmiyordu. Aksine, kalçalarını ritme uydurmaya başladı. O kocaman götü her seferinde geri itiyor, sikimi en derin noktasına kadar alıyordu.Hızlandım. Yatak gıcırdıyordu, odanın sessizliğinde sesi çok yüksek geliyordu ama umursamadım. Bir elimle klitorisini ovalarken diğer elimle saçlarını kavradım, başını hafifçe yastığa bastırdım. “Çok tatlısın abla… amın sikimi yutuyor resmen” dedim dişlerimin arasından. İnledi, “Sus… çabuk bitir… geç kalacağım” diye mırıldandı ama sesindeki o kırılgan ton, zevkten titrediğini ele veriyordu.Birkaç dakika sonra kasılmaya başladı. İçindeki duvarlar ritmik şekilde sıkıştı, sıktı, bıraktı. Orgazm olurken bütün vücudu titriyordu. O sırada ben de dayanamadım. Derin bir hamleyle en içerde patladım. Spermlerim sıcak sıcak amının derinliklerine boşalırken o da son bir inlemeyle kalçalarını geri bastırdı, hepsini içine almak ister gibi.Bir süre öyle kaldık. Sikim hâlâ içinde, yavaş yavaş sönüyordu. Melis başını çevirip bana baktı. Yüzünde utanç, zevk ve hafif bir gülümseme karışımı vardı. “Bu… bir daha olmamalı” dedi fısıltıyla. Ama gözlerindeki ışıltı başka şeyler söylüyordu.Külotunu düzelttim, yorganı üstüne çektim. “Tabii abla” dedim gülerek, “ama duşta falan yine karşılaşırız herhalde.”Ayağa kalktı, bacakları hâlâ titriyordu. Aynaya bakıp saçlarını düzeltti, sonra dönüp bana baktı. “Geç kalıyorum gerçekten. Ama… güzel hissettirdi.” dedi ve hızlıca odadan çıktı.Ben yatağa uzandım, yastıkta onun kokusu hâlâ duruyordu. Telefonuma baktım: 06:38. İşe gitmesi gereken saate daha 20 dakika vardı ama bence bugün ofise biraz geç gidecekti. Ve ben de biliyor olmanın verdiği hazla tekrar uyumaya çalıştım.Ama içimden bir ses, bunun son olmayacağını fısıldıyordu.

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir

*