Ekleyen Kanal: Starlar:

Büyük Memeli Ablamın Ağzına Boşaldım
Lily, odanın bir köşesinde büzülmüş oturuyordu; kulaklıkları boynuna asılı, telefon ekranına boş boş bakıyordu. Büyük ablası ve onun en yakın arkadaşı –o her zaman aşırı enerjik, neon ışıklar altında dans eden, herkesin dikkatini çeken tipler– ona rave partisine gelmesi için baskı yapıyordu. Ama Lily için bu fikir tam bir kâbustu. “Aptal bir rave’e gitmek istemiyorum ablamla ve onun en iyi arkadaşıyla,” diye mırıldandı kendi kendine, sesi titrek ve kırılgan. “Siz ikiniz sadece benimle dalga geçeceksiniz… Bana sıcak kızlar ayarlamayacaksınız zaten. Kızlar benden hoşlanmıyor. Bir sürü kez denedim. Hâlâ bakirim. Benim için her şey bitti…”Odadaki hava ağırlaşmıştı sanki. Lily’nin gözleri dolmuştu ama ağlamamak için dişlerini sıkıyordu. Ablası dışarıda müzik açmış, makyajını tamamlıyor, kahkahalar atıyordu. Lily ise yatağının kenarına çökmüş, dizlerini göğsüne çekmiş haldeydi. Hayat ona adil davranmamıştı sanki. Okulda popüler değildi, sosyal medyada takipçisi azdı, flört denemeleri hep başarısızlıkla sonuçlanıyordu. Her seferinde reddediliyor, “tatlısın ama…” diye başlayan cümlelerle geçiştiriliyordu. İçindeki o derin yalnızlık hissi, rave gibi parlak, gürültülü bir ortamda daha da büyüyecek gibi geliyordu ona. Orada herkes eğlenirken o kenarda kalacak, ablası ve arkadaşı etrafında dönecek, belki biri “Aa Lily de gelmiş, ne tatlı” diyecek ama kimse gerçekten onunla ilgilenmeyecekti.Derken kapı çalındı. Ablası içeri girdi, elinde parlak bir crop top, saçları rengârenk tokalarla toplanmış. “Hadi Lily, hazırlan artık! Bu gece efsane olacak, söz veriyorum sana kız bulacağız, belki biriyle öpüşürsün bile!” dedi neşeyle. Ama Lily başını salladı, gözlerini yere dikti. “Gerçekten istemiyorum… Siz eğlenin, ben evde kalayım. Zaten kimse beni istemez orada.” Ablası iç çekti, yanına oturdu. “Yine mi aynı şeyler? Bak, sen çok tatlısın, sadece kendine güvenmiyorsun. Biraz açıl, konuş, gülümse… Her şey değişir.”Ama Lily için bu sözler boş geliyordu. Yıllardır aynı döngüdeydi: Utangaçlık, reddedilme korkusu, sonra vazgeçiş. Bakire olması onu utandırıyordu; yaşıtları çoktan deneyim yaşamış, hikâyeler anlatıyor, gülüyorlardı. O ise hâlâ ilk öpücüğünü bile doğru dürüst hatırlamıyordu. “Kızlar benden hoşlanmıyor çünkü ben… ben sıradanım,” dedi kısık sesle. “Boyum kısa, yüzüm ortalama, espri anlayışım yok. Deniyorum ama olmuyor. Artık umudum kalmadı. Benim için aşk, seks, hepsi bitti. Belki yalnız kalmaya alışırım.”Ablası elini omzuna koydu, ama Lily geri çekildi hafifçe. İçinde bir fırtına kopuyordu. Belki de rave’e gitse, alkol alsa, kendini bıraksın diye düşünüyordu bir an. Ama hayır, o ortamda daha da yalnız hissedecekti. Parlak ışıklar altında dans eden kalabalığın içinde kaybolmak yerine, evde battaniyesine sarılıp film izlemek daha güvenli geliyordu. En azından orada yargılanmayacaktı.Sonra aklına ablasının en iyi arkadaşı geldi –o her zaman cool, kendinden emin, herkesin peşinden koştuğu kız. Belki o yardım edebilirdi? Ama hayır, o da muhtemelen Lily’yi “küçük tatlı şey” olarak görüyordu, ciddiye almıyordu. Lily’nin iç sesi durmuyordu: “Kimse seni gerçekten istemiyor. Sen bir yükümlüsün sadece. Ablan seni yanında taşımak zorunda hissediyor, o yüzden davet ediyor. Ama gerçekte kimse seninle vakit geçirmek istemez.”Gözyaşları yanaklarından süzülmeye başladı. Elleriyle silerken titriyordu. “Belki bir gün değişirim,” diye fısıldadı. “Belki biri beni gerçekten görür. Ama şu an… şu an her şey imkânsız görünüyor.” Odanın sessizliğinde kendi kalp atışlarını duyuyordu. Dışarıdan ablasının sesi geliyordu yine: “Lily hadi çıkıyoruz, son şans!” Ama Lily cevap vermedi. Yatağına uzandı, yorganı başına çekti. Karanlıkta, rave’in gürültüsünden uzak, kendi dünyasında kaldı. Orada, en azından reddedilme korkusu yoktu. Orada, hâlâ umut kırıntıları saklıydı belki –bir gün, bir şekilde, her şeyin değişebileceğine dair küçük, inatçı bir inanç.Bu iç hesaplaşma, bu derin özgüven krizi, Lily’nin gençliğini zehirliyordu. Ama belki de bu gece, bu reddediş, bir dönüm noktası olacaktı. Belki yarın kalktığında, kendine bir şans daha verecekti. Ya da belki de bu yalnızlık, onu daha güçlü kılacak, kendi değerini bulmasına yardım edecekti. Şimdilik ise sadece sessizce ağlıyor, rave’in parlak dünyasından uzak, kendi karanlığında kayboluyordu. Hayat devam ediyordu dışarıda; müzik, dans, kahkahalar… Ama Lily’nin dünyası durmuştu. Ve o duraklamada, belki de gerçek bir başlangıç gizliydi –kendiyle yüzleşmenin, kabul etmenin ve belki bir gün yeniden denemenin başlangıcı.

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir

*