Taze Üvey Kardeşimin Bikinili Fotoları
Üvey kardeşi Codey Steele, yatağında uzanmış, dizüstü bilgisayarında üvey kız kardeşi Julia (Alex Coal) ile en yakın arkadaşı Kate’in (Whitney Wright) bikini giydikleri bir fotoğrafı inceliyordu. Parmaklarıyla resmi dikkatlice kırptı, sadece Kate’i kadraja aldı ve görüntü karşısında kendini tatmin etmeye başladı. O sırada Julia kapıda belirdi; kardeşinin Kate’in resmine bakarak mastürbasyon yaptığını görünce şok oldu. Hemen kendi odasına çekildi, yatağına oturdu ve aynı fotoğrafı kendi ekranında açtı. İç sesi yankılandı: “Bende olmayan ne var onda?” Gözleri kıskançlıkla doluydu; yıllardır kendini en çekici, en dikkat çeken kız olarak görmüştü ama şimdi kardeşinin tercihinin başka biri olduğunu fark etmek içini kemiriyordu. Yüksek sesle mırıldandı: “İkisine de lanet olsun!”Ertesi sabah mutfakta kahvaltı hazırlarken Julia, kardeşine sitem etti: “Dün gece uyumadın mı yoksa? Gözlerin şişmiş.” Sonra doğrudan konuya girdi: “Kate’e bakarak mastürbasyon yaparken gördüm seni. Neden o? Neden ben değil?” Ani bir dürtüyle dudaklarına yapıştı, ama Codey geri çekildi, şaşkın ve rahatsız olmuş bir ifadeyle. Julia ısrar etti: “Beni çekici bulmuyor musun?” Codey tereddütle cevap verdi: “Tamam, çok güzelsin. Ama sen benim tipim değilsin.” Bu sözler Julia’yı daha da yaraladı. Odasına çekildi, yatağına uzandı ve durumu düşündü. Kıskançlık, öfke ve bastırılmış bir arzu iç içe geçmişti. Telefonu eline aldı, Kate’i aradı: “Eski kıyafetlerini getirebilir misin? Biraz takas yapalım.” Kate kısa sürede geldi; birlikte kıyafetlere baktılar. Julia, Kate’in turuncu iki parçalı kostümünü seçti ve denedi. Aynaya dönüp sordu: “Nasıl görünüyorum?” Kate gülümsedi: “Tam bana benziyorsun.” Julia devam etti: “Hiç benim gibi görünmek istedin mi?” Kate dürüstçe: “Bazen evet.”Tam o sırada Codey odaya girdi. Julia hemen sordu: “Şimdi nasıl görünüyorum?” Codey omuz silkti: “Güzel görünüyor.” Julia açıkladı: “Bu Kate’in lisedeki kıyafetiydi.” Sonra Kate’e döndü: “Kardeşimi hatırlıyorsun değil mi?” Kate başını salladı: “Evet, sanırım anne-babanızın düğününde tanışmıştık.” Codey gülümsedi: “Çok iyi görünüyordun.” Julia araya girdi: “Biliyorsun, sınıfın en güzel kızı seçilmiştim.” Kate kabul etti: “Sen hep en güzeliydin.” Ama Codey ekledi: “Kate, sen de gerçekten çok güzelsin.” Bu söz Julia’yı çıldırttı; kardeşini dışarı gönderdi. Yalnız kalınca Kate’e açıldı: “Çok tuhaf davranıyor. Sana bakışları rahatsız edici, ürkütücü geliyor.” Sonra bir fikir attı ortaya: “Süper eğlenceli bir şey yapalım mı? Beni tam sana benzetecek şekilde makyaj yapsan? Zaten senin kıyafetini giyiyorum, birbirimize çok benziyoruz zaten.” Aynanın önünde yan yana poz verdiler; Kate kabul etti.Bir süre sonra Codey odasında yatağında telefonla oynarken kapıda bir siluet belirdi. Loş ışıkta Julia’yı Kate sanmıştı: “Kate?” Julia yaklaştı, ışığa girerek: “İşte istediğin buydu değil mi?” Codey şaşkın: “Julia, anlamadım.” Julia fısıldadı: “Bana Kate de.” Codey tekrarladı: “Ne oluyor burada?” Julia açıkladı: “Kate bana ufak bir makyaj yaptı. Beğendin mi?” Codey hayretle: “Tam ona benziyorsun.” Julia yatağa doğru emekledi, kardeşine büyük bir öpücük kondurdu. “Şimdi tipin oldum mu?” Tekrar öpüştüler ama Codey geri çekildi: “Bunu yapmamalıyız.” Julia ısrar etti: “Sadece onun ben olduğumu hayal et.” Bir kez daha öptü onu. Codey tereddüt etti: “Bilmiyorum… çok garip geliyor.”Bu anlar, Julia için sadece bir kıskançlık patlaması değildi; yıllardır içinde biriken duyguların, kardeşine karşı hissettiği karmaşık çekimin ve kendini kanıtlama ihtiyacının dışa vurumuydu. Kate’in imajını taklit ederek kardeşinin dikkatini tamamen üzerine çekmek istiyordu; bu, hem bir intikam hem de derin bir arzu ifadesiydi. Codey ise şaşkınlık, suçluluk ve bastıramadığı bir heyecan arasında sıkışmıştı. Aralarındaki ilişki, geleneksel üvey kardeş bağından çok daha karmaşık bir hal almıştı. Julia’nın planı, makyaj ve kıyafetle yarattığı illüzyonla sınırları zorluyordu; Codey’nin tereddütleri ise vicdanının sesiydi. Yine de o loş odada, öpücükler ve dokunuşlar arasında gerçek duygular su yüzüne çıkıyordu. Julia, kendini Kate gibi göstererek kardeşinin gözünde değer kazanmak isterken, aslında kendi çekiciliğini ve arzularını keşfediyordu. Bu oyun, dışarıdan bakıldığında ne kadar yanlış görünürse görünsün, ikisi için de duygusal bir dönüm noktasıydı; bastırılmış hisler serbest kalıyor, yasak bir yakınlık doğuyordu. Zaman durmuş gibiydi; sadece kalp atışları, nefesler ve tenlerin birbirine değdiği o yoğun anlar vardı. Ve bu anlar, zihinlerinde, bedenlerinde kalıcı bir iz bırakacaktı; ne kıskançlık ne de tereddüt, o tutkuyu tamamen söndüremeyecekti.
Yorumlar kapatıldı.
